bu siteden korece kelimelerin yazılışlarını ve okunuşlarını görebilirsiniz. sayfa Türkçe aynı zamanda istediğiniz kelimenin nasıl okunduğunu dinleyebilirsinizde
http://www.goethe-verlag.com/book2/TR/TRKO/TRKO002.HTM
ayrıca burdan diğer dilleri de seçebilirsiniz
http://www.goethe-verlag.com/book2/TR/index.htm
12 Mart 2014 Çarşamba
Türkçe ve Korecedeki "Baş(Kafa)" ve Başta Bulunan Organ Adlarıyla İlgili Deyimlerin İncelenmesi
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi
44,1(2004)93-109
Türkçe ve Korecedeki "Baş(Kafa)" ve Başta Bulunan
Organ Adlarıyla İlgili Deyimlerin İncelenmesi
S. Göksel TÜRKÖZÜ1 S.Yeşim FERENDECİ2
ÖZET
Deyimler, cümle içindeki kelimenin kendi anlamından farklı anlamdaki dil
birimlerini gösterir ve bir dili konuşan toplumun dünya görüşünü, inançlarını,
gelenek, göreneklerini kısacası maddî - manevî kültürünü yansıtırlar. Bunlar,
anlaşılması güç, dilbilgisi kurallarından kopuk özel ifadeler olduğu için yabancı dil
öğrenenler açısından öğrenilmesi çok zordur. Bu yüzden Korece eğitiminde de
deyimlerin önemi büyüktür.
Hangi dilde olursa olsun organ adları ile ilgili çok çeşitli deyimleri görmek
mümkündür. Her dilde olduğu gibi Korecede de organ adlarıyla ilgili deyimler
büyük önem taşımaktadır.
Bu çalışmamızda Türkçe ve Korecedeki "baş ve baştaki organ adları "yla ilgili
deyimleri inceleyerek karşılaştırma yaptık. Bu deyimler arasındaki benzerlikleri ve
farklılıkları ortaya koymaya çalıştık. Bu kapsamda baş ve baştaki organlardan
başlıca olanlarını yani yüz, göz, kulak, burun ve ağızla ilgili olanları inceledik. Bu
incelemeyi yaparken Korece ve Türkçede anlam ve ifade bakımından benzer olan
deyimler, anlamı benzer fakat ifadesi farklı deyimler, son olarak da ifadesi benzer
fakat anlamı farklı olan deyimler olmak üzere deyimleri üç gruba ayırdık.
Sonuç olarak baş ve baştaki organ adları ile ilgili iki dilin deyimleri arasında
pek çok benzer anlam ve ifadeye sahip deyimlerin çokluğu dikkati çekmektedir. Bu
da iki dil ve kültür arasındaki benzerliklerin daha fazla ortaya çıkartılabilmesi için
karşılaştırmalı çalışmaların gereğini ortaya koymaktadır.
1Araş. Gör. Dr. A. U. Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Kore Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı
2 Öğr. Gör. A. Ü. Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Kore Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı
S. Göksel Türközü - S.Yeşim Ferendeci
ABSTRACT
idioms denote linguistic units in different meaning other than that of the
meaning of itself of a word in a sentence, and reflect a language speaking society's
worldly position, beliefs, traditions and customs, in short; its materialistic and
spiritual culture. These are extremely difficult for those who are learning aforeign
language since they are difficult to comprehend and special terms hurled away from
grammatical rules.
Therefore, idioms have some majör importance in teaching Korean. İt is
possible to come across with extremely various idioms involving names of organs,
whatever language it may ever be. As in eveıy language, the idioms involving names
of organs carry great importance in Korean as well.
In our present study, we made a comparison through examining the idioms
involving "names of organs relevant with the head and the names of organs found in
the head" in Turkish and Korean languages. We tried to establish any similarities
and differences between these idioms. in this context, we studied main organs in the
head and head-relevant ones; that is, the face, the eyes, the ears, the nose, and the
mouth. While conducting this study, we divided the idioms into three groups, namely
the idioms which were similar in terms of meaning and expression in Korean and
Turkish; and the idioms which were similar in terms of meaning but were dissimilar
in terms of expression; and finally the idioms which were similar in terms of
expression but were dissimilar in terms of meaning.
As a result, we identified numerous similarity and dissimilarity between the
idioms about "names of organs relevant with the head and the names of organs
found in the head" ofthe two languages in this regard. This result shows us that we
need more research between Korean and Turkish.
1. GİRİŞ
Deyimler, cümle içindeki kelimenin kendi anlamından farklı anlamdaki
dil birimlerini gösterirler. Bu şekilde deyimler, geleneksel olarak mecazî
anlamlarda kullanılmaya başlanmış daha sonra da kalıplaşmış bir yapıyla
herkes tarafından kullanıla gelmişlerdir.(Bag vd, 1995:5).
Deyimler, kalıplaşmış sözlerdir. Bir deyimin sözcükleri değiştirilip
yerlerine aynı anlamda da olsa başka sözcükler konulamaz ve deyimin söz
dizimi bozulamaz. Deyimler, kısa ve özlü anlatım araçlarıdır. En az iki
sözcükle kurulurlar ve biçim bakımından sözcük öbeği durumundaki
deyimler ve cümle halindeki deyimler olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Deyimler, bir dili konuşan toplumun dünya görüşünü, inançlarını,
maddî ve manevî kültürünü, gelenek ve göreneklerini yansıtırlar. Deyimler,
kültürel ya da tarihsel yönden gelenekleri gösterirler ve konuşma ortamında
Türkçe ve Korecedeki "Baş(Kafa)" ve Başta Bulunan Organ Adlarıyla ilgili... 95
doğal olarak kullanılırlar. Aksan(1987:89) da deyimlerin bir dili konuşan
toplumun maddî ve manevî kültürünü yansıtan, o toplumun düşünme
biçimini hatta nükte ve buluşlarını ortaya koyan, dilbilim açısından olduğu
kadar yazın ve halkbilim açısından da önemli olan sözler olduklarını ifade
etmektedir. Aynı kültür ve aynı dili paylaşan bir toplumun fertleri tarafından
alışkanlık olarak kullanılan deyimler, yabancılar için öğrenilmesi ayrı bir
çaba gerektiren ifadelerdir. Deyimler; anlaşılması güç, dilbilgisi
kurallarından kopuk özel ifadeler olduğu için yabancı dil öğrenen öğrenciler
açısından öğrenilmesi çok zordur. Bu yüzden Korece eğitiminde de
deyimlerin önemi büyüktür. Hangi dilde olursa olsun organ adları ile ilgili
çok çeşitli deyimleri görmek mümkündür. Her dilde olduğu gibi Korecede
de organ adlarıyla ilgili deyimler büyük önem taşımaktadır.
Bu çalışmamızda Türkçe ve Korecede sık sık kullanılan "baş (kafa)" ve
başta bulunan organ adları ile ilgili deyimler üzerinde inceleme yapacağız.
Türkçe ve Korecede en çok kullanılan baş ve baştaki, "yüz", "göz", "kulak",
"burun", "ağız" kelimeleriyle ilgili deyimleri ele alacağız.3 Bu deyimlerle
ilgili özellikleri sınıflandırırken aşağıdaki sınırlamayı temel alacağız.
1. Korece ve Türkçede ifade ve anlamları benzer olan deyimler.
2. Anlamlan benzer fakat ifadeleri farklı olan deyimler.
3. İfadeleri benzer fakat anlamları farklı olan deyimler.
Türkçe ve Korece, bilindiği gibi aynı dil ailesine yani Ural-Altay Dil
Ailesine bağlı iki dildir4. Her ne kadar Korece'nin bu dil ailesine bağlı
olmadığını iddia eden dilbilimciler olsa da biz bu çalışmada iki ünlü batılı
dilbilimci Ramstedt ve Poppe'nin Korece ile ilgili görüşlerini benimseyerek
iki dili aynı dil ailesinin birer üyesi olarak kabul ediyoruz.
Ancak, coğrafî açıdan uzaklık sebebiyle olsa gerek iki ülkenin dilleri ile
ilgili karşılaştırmalı çalışmalar yok denecek kadar az yapılabilmiştir.
3 Bu çalışmada başta yer alan "alın", "dil", "diş", "kaş", "kirpik", "boyun" , "çene" gibi organ
adları ile ilgili deyimlere yer verilmemiştir. Bunun sebebi yapılan kaynak araştırmasında bu
kelimelerle ilgili deyimsel ifadelerin Korecede yeterince bulunmamasıdır. Ayrıca bu çalışma
da Türkçe deyimlerin anlamlan, bilindikleri var sayılarak açıklanmamıştır.
4 Aslında, Korecenin hangi dil ailesine ait olduğu henüz tam olarak kesinlik kazanmamıştır.
Son zamanlarda batılı dilbilimcilerin yaptıkları araştırmalarda Korecenin kökeni hakkında
kesin bir sonuca vanlamamıştır. Ancak Koreli dilbilimciler, Altay Dilleri üzerinde çalışmalar
yapmışlar ve bu çalışmalar sonucunda G.J. Ramstedt(1928, 1952, 1957) ile N. Poppe(1960,
1965) gibi batılı dilbilimcilerin görüşüyle hem fikir olarak Korecenin Altay Dil Ailesine
girdiğini savunmuşlardır(İ İksop vd.l997:16). Yine Poppe N(1965:46), 'Introduction to Altaic
Linguistic' adlı kitabında 'Ural-Altay dil ailesi ile Korece arasındaki ilişki kesin olmasa bile
Korece kesinlikle Ural-Altay dillerinin özelliklerini taşımaktadır' demektedir.
S. Göksel Türközü - S.Yeşim Ferendeci
Bu çalışmamızın amacı, aynı dil ailesine ait olduğu düşünülen bu dilleri
konuşan iki milletin söz varlığının önemli unsuru olan deyimlerden hareketle
dil ve kültür yönünden benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya çıkarmaktır.
2. DEYİMLERİN İNCELENMESİ
(MORi) - BAŞ(KAFA)
Başla ilgili deyimler arasında başın asıl anlamı dışında birçok farklı
anlamlarını içeren deyimler bulunmaktadır. Baş; "düşünce", "karar" gibi
soyut anlamlarda kullanılabildiği gibi her iki dilde de "başlangıç" anlamında
kullanılmaktadır.
Korecedeki "Kafayı dinlendirmek" anlamına gelen
(morirıl şikida) — kafayı soğutmak" deyimi ile Korece ve Türkçede
ortak olarak görülen
(moriga boecabhada) — kafası
karışık olmak" deyiminde
fmori)" yani baş kelimesi 'düşünce' gibi
soyut bir anlam taşımaktadır. Yine
(morirıl ssıda) —> kafayı
kullanmak" deyiminde kafa kelimesi 'düşünce gücü'nü ifade eder.
İkinci olarak baş kelimesi bazı deyimlerde "insan", "adam" anlamına da
gelmektedir. Mesela Korecedeki
(morirıl moıda) —• kafayı
toplamak" deyimi ve Türkçedeki "kafa kafaya vermek" deyimleri bu
türdendir. Üçüncü olarak, baş kelimesi bazı deyimlerde "başlangıç"
anlamında kullanılmaktadır. Korecedeki
ayağa" deyimlerindeki baş kelimesi "başlangıç" anlamında kullanılmaktadır.
2.1.1. Türkçe ve Korecede benzer anlam ve ifadeye sahip deyimler:
"Baş" kelimesinin kullanıldığı deyimlerden her iki dilde de benzer
anlam ve ifadeye sahip olanlar, yapılan kaynak taramasında 8 tane olarak
tespit edilmiştir. Aşağıdaki tabloda görülen bu deyimler, hem ifade hem de
anlam yönünden tamamıyla benzerlik göstermektedirler.
ggıteso bal ggıtggaci) —• baştan ayak ucuna kadar" ve Türkçedeki "baştan
(mori
OKUNUŞU TÜRKÇE DEYİM
moriga bokcabhada Kafası karışık olmak
moriga sugırocida Baş eğmek
moriggıteso balggıtggaci Baştan ayağa
morirıl maddeda Baş başa vermek
morirıl ssıda Kafayı kullanmak
Mori soge dırooda Kafaya girmek
Mori soge cari cabda Kafada yer edinmek
Mori sogi bida Kafası boş olmak
Türkçe ve Korecedeki "Baş(Kafa)" ve Başta Bulunan Organ Adlarıyla ilgili... 97
2.1.2. Anlamları benzer fakat ifadeleri farklı deyimler:
"Baş" kelimesinin kullanıldığı deyimlerden anlamlan benzer fakat
ifadeleri farklı 7 deyim tespit edilmiştir. Korecede bazı deyimlerde baş(mori)
kelimesinin "saç" anlamında kullanıldığı görülür. Örneğin Korece
deyimlerden
(mori bari soda) — saçları diken gibi olmak"
ifadesinde geçen baş kelimesi "saç" anlamını taşımaktadır. Fakat bu deyimin
Türkçe karşılığında baş(saç) kelimesi yerine "tüy" kelimesinin kullanıldığı
görülmektedir. Korece
(mori bari soda) ve Türkçedeki
"tüyleri diken diken olmak" deyimleri anlam bakımından benzerlik
taşımaktadır. Ancak, Korece deyimde hem 'baş' hem de 'saç' anlamına
gelen 'mori' kelimesi kullanılırken Türkçe deyimde ise 'tüy' kelimesi
kullanılmaktadır.
Aşağıdaki tabloda yaptığımız sınıflandırmada 'Korece İfadesi'
bölümünden kastedilen, deyimin Koreceden motamot çevirisidir. Yani,
birinci deyimi ele alırsak, Türkçe 'kafası durmak' deyiminde 'durmak' fiili
kullanılırken Korece deyimde 'sertleşmek' fiili kullanılmaktadır. Bu nedenle
bu iki deyimin ifadesi farklı olmasına rağmen anlamları benzerdir diyebiliriz.
OKUNUŞU KORECE İFADESİ TÜRKÇE İFADESİ
moriga gudda Kafası sertleşmek Kafası durmak
moriga cal doragada Kafası iyi dönmek Kafası iyi çalışmak
morirıl gullida Kafayı yuvarlamak Kafayı çalıştırmak
mori bari soda Saçları diken gibi olmak Tüylerin diken diken olması
morinl şikida Kafayı soğutmak Kafayı dinlendirmek
morirıl maddeda Kafaları karşı karşıya koymak Kafa kafaya vermek
morirıl çiyodılda Kafayı hafifçe kaldırmak Baş göstermek
2.1.3. İfadeleri benzer fakat anlamları farklı deyimler:
Türkçe ve Korecede ifadeleri benzer fakat anlamları farklı deyimler 7
tane olarak tespit edilmiştir. Aşağıdaki tabloda görülen deyimlerde ifade
yönünden benzerlikler olsa da anlamlarında büyük farklılıklar görülmektedir.
Örneğin, birinci deyimde "morirıl moıda"nın motamot çevirisi "kafayı
toplamak" olduğu halde, anlamsal bakımdan Türkçedeki gibi "konsantre
S. Göksel Türközü - S.Yeşim Ferendeci
olmak" anlamına gelmemektedir. Yine tablodaki yedinci deyimde "moriga
apıda"nm motamot çevirisi "kafası ağrımak" olduğu halde, anlamsal
bakımdan Türkçedeki gibi "başı ağrımak" anlamına gelmeyip "keyfi yerinde
olmamak" anlamını taşımaktadır.
7. OKUNUŞU K.A.A. TÜRKÇE DEYİM
morirıl moıda Görüş alış verişinde bulunmak için bir araya gelmek Kafayı toplamak
moriga dolda Aklını yitirmek Başı dönmek
moriga mugobda Kafası yoğun olduğu için keyifsiz olmak Ağırbaşlı olmak
morie duda Yapılan bir öğüdü akıldan çıkartmamak Kafaya koymak.
mori üe ollasoda Düşüncesi diğerlerinin ilerisinde olmak Başına çıkmak
moriga apıda Keyfi yerinde olmamak Başı ağrımak
moriga kıda Büyümüş olmak Koca kafalı olmak
2.2.
(OLGUL) - YÜZ(SURAT)
Korece ve Türkçedeki "yüz (surat)" ile ilgili deyimleri incelediğimizde,
her iki dilde de kişilerin yüz ifadelerinin, mimiklerinin, dış görünüşlerinin ve
yüz renklerinin değişkenliğine bağlı olarak bu ifadelerin kullanıldıklarını
görmekteyiz.
Her iki dildeki "yüzü kızarmak" deyiminde kullanılan yüz kelimesi yüz
rengini ifade etmektedir. Aynı şekilde Türkçede bulunan "yüzün yumuşak
olması" ve Korece " (çone olgul) — demirden yüz" kişilerin
karakterini anlatan deyimlerdir. Ayrıca, " (Olguri pyocida) —•
yüzü açık olmak" ve Türkçe "yüzünü ekşitmek" deyimlerinde geçen yüz
kelimesi, kişinin yüz ifadesini ya da karakterini yansıtmaktadır.
2.2.1. Türkçe ve Korecede benzer anlam ve ifadeye sahip deyimler:
Her iki dilde de yüz kelimesinin kullanıldığı anlam ve ifade bakımından
tamamıyla benzer 4 deyim tespit edilmiştir. Bu deyimler, hem ifade hem de
anlam yönünden tamamıyla benzerlik göstermektedirler.
Türkçe ve Korecedeki "Baş(Kafa)" ve Başta Bulunan Organ Adlarıyla ilgili... 99
OKUNUŞU
naçıl bulkida
Du geıy olgul
olgure çim betda
olgurıl doluda
TÜRKÇE DEYİM
Yüzü kızarmak
İki yüzlü
Yüzüne tükürmek
Yüz çevirmek
KORECE DEYİM
2.2.2. Anlamları benzer fakat ifadeleri farklı deyimler:
Yüz kelimesinin kullanıldığı anlam bakımından benzer fakat ifadesi
farklı 3 deyim tespit edilebilmiştir. Tablodaki ilk deyimde, Türkçe "yüzsüz
olmak" deyiminin karşılığı olarak Korecede "yüz derisi kalın olmak"
ifadesinin kullanıldığı görülmektedir. Görüldüğü üzere, ifadeleri farklı
olmasına karşın bu iki deyimin anlamlan benzerdir.
OKUNUŞU
Nadgacugi
duggopda
naçıl dılgo danilsu
opda
olgure noranggoçi
pida
KORECE
İFADESİ
Yüzünün derisi
kalın olmak
Yüzünü kaldırıp
etrafta
dolaşamamak
Yüzünde san
çiçek açmak
TÜRKÇE
DEYİM
Yüzsüz olmak
Kimsenin
yüzüne
bakamamak
Yüzü sararmak.
KORECE DEYİM
2.2.3. İfadesi benzer fakat anlamı farklı deyimler:
Aşağıdaki tabloda görülen 2 deyimde ifadeler benzer fakat anlamlar
farklıdır. Örneğin ikinci deyimde görülen 'yüz etmek' deyimi Korecede de
aynı ifadeyle kullanılmaktadır. Ancak Korecedeki bu deyim 'yüzünü
ekşitmek, surat asmak' anlamlarına gelmektedir. Türkçe 'yüz etmek'
deyiminin anlamı 'alacaklısını borçlusuna borçlusunu alacaklısına
havale etmek' gelmektedir. Şayet Korece
(olgunl hada) —• yüz
ya da
etmek' deyimi Türkçe 'surat etmek' deyimi ile karşılaştınlırsa bu bağlamda
iki dilin bu iki deyimi benzer anlam ve ifadeye sahiptir de diyebiliriz.
KORECE DEYİM OKUNUŞU K.A.A. TÜRKÇE DEYİM
olguri pyocida Endişelerden
kurtulmak
Yüzü açılmak
olgunl hada Yüzünü ekşitmek Yüz etmek
2.3.
(GÜ) - KULAK
Her iki dilin "kulak"la ilgili deyimlerinde kulak duyu organı, 'işitmek',
'dinlemek', 'bilgilendirmek' gibi anlamlar içermektedir.
Örneğin; "Kulağın hassas olması" anlamına gelen Korecedeki "
(güga bağda) —» kulağın açık olması " Türkçedeki "kulak kabartmak"
deyimi, "kulak aşinalığı kazanmak" anlamına gelen " (güga
ddullida) —• kulağın delinmesi" ve "sağır olmak" anlamına gelen "
(güga mogda) —• kulak yemek" deyimlerinde geçen 'kulak' kelimesi
'işitmek' anlamındadır.
Yine, Türkçedeki "Kulak asmak" deyimi ile benzer anlamı taşıyan
Korecedeki "
(gürü giurida) —• kulak eğmek" deyimi ve
Türkçe ve Korecede benzer anlam ve ifadeye sahir olan "kulaklarını açmak",
"kulak vermek" deyimlerinde ise 'kulak' kelimesi 'dinlemek' anlamında
kullanılmaktadır.
2.3.1.Türkçe ve Korecede benzer anlam ve ifadeye sahip deyimler:
Kulak organıyla ilgili benzer anlam ve ifadeye sahip deyimler 5 tane
olarak tespit edilmiştir. Bu deyimler, hem ifade hem de anlam yönünden
tamamıyla benzerlik göstermektedirler.
KORECE DEYİM
OKUNUŞU TÜRKÇE DEYİM
güga ddıida Kulak kabartmak
günl yolda Kulaklarını açmak
gürıl seuda Kulaklarını dikmek
gü miti bbalgecida Kulakları kızarmak
güe igda Kulağa alışık olmak
2.3.2. Anlamları benzer fakat ifadeleri farklı deyimler:
Baş ve baştaki organ adlarıyla ilgili yapılan bu çalışmada anlamlan
benzer fakat ifadeleri farklı deyimlerden en fazla kulak kelimesinin
kullanıldığı tespit edilmiştir. Bunlar aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi 12
tanedir. Tablodaki ilk deyimde, Türkçe "kulağın keskin olması" deyiminin
karşılığı olarak Korecede "kulağın berrak olması " ifadesinin kullanıldığı
görülmektedir. Görüldüğü üzere, ifadeleri farklı olmasına karşın bu iki
deyimin anlamları benzerdir.
OKUNUŞU
güga magda
güga ganyobda
güdongnyang
gürıl giurida
gürıl iyşimhada
güe mosıl bakida
gü baggıro dıdda
gümite pido an
manda
güe cengceng hada
güga bağda
gütdıngıro dıdda
güe gosıllida
KORECE İFADESİ
Kulağın berrak
olması
Kulağı kaşınmak.
Kulak dilencisi
Kulak eğmek
Kulaklarından şüphe
etmek
Kulaklara çivi
çakmak
Kulağın dışından
duymak
Kulak altındaki kanın
daha donmaması
Kulaklarında
çınlamak
Kulağın açık olması
Kulak arkasıyla
dinlemek
Kulağa ters gelmek
TÜRKÇE DEYİM
Kulağın keskin olması.
Kulağı çınlamak.
Kulak misafiri olmak
Kulak asmak
Kulaklarına inanamamak
Kulaklara kazımak
Bir kulağından girip diğer
kulağından çıkmak
Ağzı süt kokmak
Kulaklarında olmak.
Kulağı hassas olmak
Yanm kulak dinlemek
Kulakları tırmalamak.
KORECE
DEYİM
2.3.3. İfadeleri benzer fakat anlamları farklı deyimler:
Kulakla ilgili olarak Türkçe ve Korecede benzer ifadeye sahip olup da
anlamları farklı olan 3 deyim tespit edilebilmiştir. Örneğin, birinci deyimde
"güga dullida"nın motamot çevirisi "kulağı delinmek" olduğu halde,
anlamsal bakımdan Türkçedeki gibi "her şeyden haberdar olan" anlamına
gelmemektedir.
OKUNUŞU
güga dullida
güe dıro gada
günlcüda
K.A.A.
Yabancı dile karşı
aşinalık kazanmak
Birinin kulağına gitmesi
Kulak kabartmak
TÜRKÇE DEYİM
Kulağı delik
Kulağına girmek
Kulak vermek
KORECE DEYİM
2.4. (NUN) - GÖZ
Korece ve Türkçede "göz"le ilgili deyimlerde "göz" duyu organı,
'hoşlanmakhoşlanmamak',
'hatırlamak', 'göz dikmek', 'bakış açısı',
'bakmak', 'dikkat etmek' ifadelerini içermektedir. "Gözden düşmek" ve
"göze girmek" her iki dilde de aynı şekilde kullanılmaktadır ve burada göz
kelimesi 'hoşlanmak-hoşlanmamak' anlamında kullanılmaktadır. "Gözü
yükseklerde olmak", "gözü başka bir şey görmemek" anlamında kullanılan
Korecedeki " (nuni odupta) — gözü kararmak" ile Türkçedeki
"gözü açılmak" deyimlerinde ise göz kelimesi 'ayırt etmek' anlamını
taşımaktadır. Yine Türkçedeki göz koymak ve Korecedeki "
(nunıl dollida) — gözü çevirmek deyimlerindeki göz de ilgiyi ifade
etmektedir.
2.4.1. Türkçe ve Korecede benzer anlam ve ifadeye sahip deyimler:
Bu çalışmamızda anlamaları ve ifadeleri benzer deyimlerden en fazla
göz kelimesinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Bunlar aşağıdaki tabloda
görüldüğü gibi 14 tanedir. Bu deyimler, hem ifade hem de anlam yönünden
tamamıyla benzerlik göstermektedirler.
OKUNUŞU
nun ggamccaggahal sai
nundo ggamccag an
hada
nun ape boinın got obşi
nun gamda
nunıl pihada
nun gamacuda
nuni nopda
nuni tıida
nun gova güga doda
nüne nun ie i
nüne obda
nüne igda
nunıro malhada
nunapi kamkamhada
TÜRKÇE DEYİM
Göz açıp kapayıncaya
kadar
Gözünü bile
kırpmamak
Gözüne hiçbir şey
görünmemek.
Gözlerini kapamak
Gözlerini kaçırmak
Göz yummak
Gözü yükseklerde
olmak
Gözü açılmak
Göz kulak olmak
Göze göz dişe diş
Gözünde olmamak.
Göz aşinalığı
Gözleriyle konuşmak
Gözleri kararmak
2.4.2. Anlamları benzer fakat ifadeleri farklı deyimler:
Göz kelimesinin kullanıldığı anlam bakımından benzer fakat ifadesi
farklı 7 deyim tespit edilebilmiştir. Tablodaki ilk deyimde, Türkçe "gözünün
önüne gelmek" deyiminin karşılığı olarak Korecede "gözünün önüne
çıkmak" ifadesinin kullanıldığı görülmektedir. Görüldüğü üzere, ifadeleri
farklı olmasına karşın bu iki deyimin anlamları benzerdir.
OKUNUŞU
KORECE İFADESİ
TÜRKÇE DEYİM
nunape natanada Gözünün önüne
çıkmak
Gözünün önüne
gelmek
nun bbacidorog
gidarida
Gözleri düşecek
şekilde beklemek
Dört gözle
beklemek
nune noodo ap ci
anda
Gözünün üzerinde
bile olsa ağrı
hissetmemek
Göz bebeği
olmak
nune dılda Hoşuna gitmek Göze girmek
nune ddıida Gözünün önünde
uçmak
Göze çarpmak
nuni ggocida Gözünün rengi
sönmek
Gözlerinin ışığı
sönmek
nuni bbida Gözü burkulmak Gözleri
kaymak.
2.4.3. İfadesi benzer fakat anlamları farklı deyimler:
Yapılan kaynak taramasında göz kelimesinin kullanıldığı ifadesi benzer
fakat anlamı farklı sadece 1 deyim tespit edilebilmiştir. Örneğin, aşağıdaki
deyimde "nun bagge nada"nın motamot çevirisi "gözün dışına çıkmak"
olduğu halde, anlamsal bakımdan Türkçedeki gibi "gözden düşmek"
anlamına gelmemektedir.
OKUNUŞU
nun bagge nada
K.A.A.
Sevdiği bir şey veya
birini artık sevmemek
TÜRKÇE DEYİM
Gözden düşmek
No
1.
KORECE
DEYİM
2.5.
(KO) - BURUN
"Burun" organının kullanıldığı deyimlerde bu kelime genellikle her iki
dilde de 'Bir kişinin ukala olması', 'kişinin inatçı olması', 'kişinin belli bir
konuda sıkıntı çekmesi' anlamlarını ifade etmektedir. Korecedeki "
S. Göksel Türközü - S.Yeşim Ferendeci
(koga nopda) — bumu yükseklerde olmak" ile Türkçedeki "bumu kaf
dağında olmak" ve "burnu havalarda olmak" deyimlerinde "burun" kelimesi
'bir kişinin ukala olması' anlamında kullanılmaktadır. Korecedeki "
(kotderıl seuda) —* burun direği dimdik olmak" deyiminde 'inat',
yine Korecedeki "
(koni ccinda) — burnunu dürtmek" ile
Türkçedeki "anasından emdiği sütün burnundan gelmesi" deyimlerinde ise
"burun" kelimesi 'sıkıntı çekmek' anlamına gelmektedir.
2.5.1. Türkçe ve Korecede benzer anlam ve ifadeye sahip deyimler:
Yapılan kaynak taramasında burun kelimesinin kullanıldığı, her iki
dilde de benzer ifade ve anlama sahip sadece, 2 deyim tespit edilebilmiştir.
Bu deyimler, hem ifade hem de anlam yönünden tamamıyla benzerlik
göstermektedirler.
No KORECE DEYİM OKUNUŞU TÜRKÇE DEYİM
1. ko apdo boci mothada Burnunun ucunu görememek
2. koga sotda Burnu kalkmak.
2.5.2. Anlamları benzer fakat ifadeleri farklı deyimler:
Burun kelimesinin kullanıldığı anlam bakımından benzerlik gösterip
ifadesi farklı 5 deyim tespit edilebilmiştir. Tablodaki ilk deyimde, Türkçe
"burnu havada olmak" deyiminin karşılığı olarak Korecede "burnu yüksek
olmak" ifadesinin kullanıldığı görülmektedir. Görüldüğü üzere, ifadeleri
farklı olmasına karşın bu iki deyimin anlamları benzerdir.
OKUNUŞU KORECE
İFADESİ
TÜRKÇE
İFADESİ
koga nopda Burnu yüksek
olmak
Burnu havada
olmak
Burnu büyümek
korıl maddeda Burunları birbirine
değirmek
Burnuna girmek
korıl seuda Burnunu dikmek Burnunun dikine
gitmek
koga napcaghecida Burnu yassılaşmak Burnu sürtülmek
ko ggıçi ccinghada Burnunun ucu
sızlamak
Burnunun direği
sızlamak
korıl ccirıda Burnunu dürtmek Burnunun direği
kırılmak
2.5.3. İfadeleri benzer fakat anlamları farklı deyimler:
Burun kelimesinin kullanıldığı, ifadesi benzer fakat anlamı farklı sadece
1 deyim tespit edilebilmiştir. Örneğin, aşağıdaki deyimde "koga bbacida"nm
motamot çevirisi "burnu düşmek" olduğu halde, anlamsal bakımdan
Türkçedeki gibi "çok pis bir kokudan dolayı burnun işlevini yapamaz hale
gelmesi" anlamına gelmeyip tabloda görüldüğü gibi güçten düşmek
anlamına gelmektedir.
No KORECE DEYİM OKUNUŞU K.A.A. TÜRKÇE DEYİM
1. koga bbacida Güçten düşmek Bumu düşmek
2.6. (İB) - AĞIZ
Her iki dilde de "ağız" la ilgili deyimlerde ağız duyu organı 'söylemekkonuşmak',
'ağız tadı' ve 'ağız alışkanlığı' ifadelerini içermektedir.
Türkçedeki "ağzından kaçırmak", "ağzından çıkarmak" , "
ollida) —> ağza kaldırmak", "ağzını açmak" deyimlerinde kullanılan ağız
kelimesi 'söylemek' ifadesini içerir. '
(imman salda) — laf
kalabalığı yapmak"da konuşmak anlamı olup, yemek seçen anlamına gelen
(ibi ccalbda) —* ağzı kısa" ve "ağzıma layık" deyimlerinde de
yeme zevki anlamını görürüz. Korecedeki "çenesi düşük olmak" anlamına
— ağzı hafif ve "ağzı sıkı olmak"
(ibi mugobda) —> ağzı ağır" deyimlerinde
ifade etmektedir.
Türkçedeki "ağzı açık kalmak" deyiminde kullanılan ağız kelimesi ise
"şaşmak" anlamını içermektedir.
2.6.1.Türkçe ve Korecede benzer anlam ve ifadeye sahip deyimler:
Her iki dilde de anlam ve ifade bakımından benzerlik gösteren 6 deyim
tespit edilmiştir. Bu deyimler, hem ifade hem de anlam yönünden tamamıyla
benzerlik göstermektedirler.
-(ibe
gelen " (ibi gabyobda)
anlamına gelen '
kullanılan ağız kelimesi "konuşma alışkanlığı" anlamını
No KORECE DEYİM OKUNUŞU TÜRKÇE DEYİM
1. ib bagge neda Ağzından çıkarmak
2. ibe deda Ağza sürmek
3. ibeso ibıro Ağızdan ağza
4. ibeso cotnega nada Ağzı süt kokmak
5. ibıl yolda Ağzını açmak
6. ibe camulsörıl çeuda Ağzına kilit vurmak
2.6.2. Anlamları benzer fakat ifadeleri farklı deyimler:
Yapılan kaynak taramasında ağız kelimesinin kullanıldığı, anlamlan
benzer fakat ifadeleri farklı 11 deyim tespit edilmiştir. Tablodaki ilk
deyimde, Türkçe "ağzını her açısında" deyiminin karşılığı olarak Korecede
"sadece biraz gülümsediği an" ifadesinin kullanıldığı görülmektedir.
Görüldüğü üzere, ifadeleri farklı olmasına karşın bu iki deyimin anlamları
benzerdir.
No KORECE DEYİM OKUNUŞU KORECE İFADESİ TÜRKÇE
DEYİM
1. imman
bbonggıthamyon
Sadece biraz
gülümsediği an
Ağzını her
açışında
2. imman apıda Sadece ağzı
ağrımak
Ağzı yorulmak
3. immaşi dorocida Ağzının tadı
düşmek
Ağzının tadı
kaçmak
4. ibe ggurıl barın
mal
Ağza bal süren söz Ağzından bal
damlamak
5. ibeso şinmuri
nada
Ağzında bitki
bitmek
Dilinde tüy
bitmek
6. ibi doropda Ağzı kirli olmak Ağzı bozuk
olmak
7. ibi manta Ağzı çok olmak (Bir evde)
Boğaz çok
olmak.
8. ibi ssada Ağzı ucuz olmak Ağzı gevşek
9. ibi gabyobda Ağzı hafif olmak. Çenesi düşük
olmak
10. ibi ccicocida Ağzı yırtılmak Ağzı
kulaklarına
varmak
11. ibi ddorocici anta Ağzı düşmemek
(ayrılmamak)
Ağzına
varmamak
2.6.3. İfadesi benzer fakat anlamı farklı deyimler:
İfadelerinde benzerlik ancak anlamlarında farklılıklar görülen sadece 2
deyim tespit edilebilmiştir. Örneğin, aşağıdaki birinci deyimde "ibıl
moıda"nın motamot çevirisi "ağzını toplamak" olduğu halde, anlamsal
bakımdan Türkçedeki gibi "seviyesiz konuşma yapmayıp karşıdakine saygı
göstermek" anlamına gelmemektedir.
No KORECE
DEYİM
OKUNUŞU K.A.A. TÜRKÇE
DEYİM
1. ibıl moıda Hep bir ağızdan bir
karara varmak
Ağzını
toplamak
2. ibi tada Hatası ortaya çıkar diye
endişe etmek
Ağzı yanmak
3. SONUÇ
Herhangi bir yabancı dildeki deyimlerin öğrenilmesinin, bir yabancı
için gerçekten zor olduğu söylenebilir. Yabancı bir dilde deyimleri
öğrenmek ancak o dilin konuşulduğu ülkede bir süre yaşamakla, ya da o
toplumun yazılı kaynaklarından gereğince yararlanmakla elde edilebilecek
bir birikimdir. İki dilde deyimlerde görülen farklılıklar bir yabancı dili
öğrenirken beliren kültür çatışmasının sebebi de olabilmektedir. Deyimlerin
karşılaştırılması değişik kültürler arasındaki farklılıkları veya varsa
benzerlikleri gün ışığına çıkartmaktadır.
Her toplumda belli durumlarda söylenmesi gelenek haline gelmiş
sözler, duyguları açığa vuran ifadeler vardır. Örneğin; bir kimseyle
karşılaşıldığında onu selamlarken, bir kimseden yardım ve iyilik
görüldüğünde, bir şey rica edildiğinde ya da hasta olduğunu öğrendiğimiz
kimseye söylenen sözler gibi. Yabancı dil öğrenen bir kişinin o dili
öğrenirken yalnızca onun dilbilgisini ve kelimelerin sözlüklerde geçen
kullanım şekillerini öğrenmekle yetinmeyip, o dili konuşan toplumun
kültürünü, insanlar arasındaki davranış biçimlerini, değişik durumlarda
söylenmesi gereken sözleri, tepki tarzlarını , hitap şekillerini de tanıması
gerekir.
Bu çalışmamızda Türkçe ve Korecedeki baş ve baştaki organ adlarıyla
ilgili deyimleri inceleyerek karşılaştırma yaptık. Bu kapsamda baş ve baştaki
organlardan başlıca olanlarını yani yüz, göz, kulak, burun ve ağızla ilgili
olanları inceledik. Bu incelemeyi yaparken Korece ve Türkçede anlam ve
ifade bakımından benzer olan deyimler, anlamı benzer fakat ifadesi farklı
deyimler, son olarak da ifadesi benzer fakat anlamı farklı olan deyimler
olmak üzere deyimleri üç gruba ayırdık. Çalışmamızda iki dilde kullanılan
baş ve baştaki organ adlarıyla ilgili deyimler arasındaki benzerlikleri ve
farklılıkları ortaya koymaya çalıştık.
Yapılan bu çalışmada Korece ve Türkçede birçok bakımdan benzerlik
gösteren baş ve baştaki organ adlarıyla ilgili toplam 101 deyim incelenmiştir.
Her iki dilde büyük benzerlikler gösteren ve ortak özelliklere sahip deyimler
içinde en fazla "baş"(22) ve "göz"(22) organ adlarının kullanıldığı göze
çarpmaktadır. Daha sonra sırasıyla "kulak"(20) ve "ağız"(19) kelimelerinin
kullanıldığı deyimler yer almaktadır. "Yüz"(9) ve "burun"(8) kelimelerinin
kullanıldığı deyimler, ortak özelliğe sahip deyimler içerisinde en az miktarda
olanlarıdır. Genel olarak bakıldığında, Türkçe ile Korecede, baş ve baştaki
organ adlarıyla ilgili benzer anlam ve ifadeye sahip deyimlerin çokluğu
dikkat çekmektedir. Çalışmamızda yer verdiğimiz, yüz bir deyimden otuz
dokuzunun hem anlamlarında hem de ifadelerinde benzerlik görülmektedir.
Anlamları benzer olduğu halde farklı şekilde ifade edilen deyim sayısı kırk
altı olarak tespit edilmiştir. Yine incelenen deyimlerden on altısının da
ifadelerinde benzerlik olmasına rağmen anlamlarında farklılık olduğu
görülmüştür.
Görüldüğü üzere aynı dil ailesine ait olduğu düşünülen bu iki dilin baş
ve baştaki organ adlarıyla ilgili deyimlerinde küçümsenmeyecek bir
benzerlik vardır. Korece öğrenen Türk öğrencilerin Kore diliyle kültürünü
daha iyi öğrenebilmeleri ve yakından tanıyabilmeleri için, Korecede önemli
bir yere sahip olan deyimlerin daha verimli bir şekilde eğitim programına
alınması gerekmektedir. Bu düşünce çerçevesinde Korece ile Türkçe
deyimlerden ortak özelliklere sahip deyimlerin öncelikli olarak öğretilmesi
gerektiğine inanıyoruz.
Kore toplumu ve Türk toplumu arasındaki ilişkilerin artması için
Türkçe ve Korece üzerine karşılaştırmalı incelemelerin gerekliliğine
inanarak hazırladığımız bu çalışmamızın ileride yapılacak çalışmalara bir
kaynak olacağı kanısındayız. İleride Kore dili ve Türk dili ile ilgili
karşılaştırmalı çalışmaların daha da çoğalmasını gerektiğine inanıyor ve bu
iki kültür ve dil arasındaki benzerliklerin daha fazla araştırma yapılarak gün
ışığına çıkmasını ümit ediyoruz. Bu çalışmamızın yeni bir adım olması
umuduyla daha sonra yapılacak çalışmalara ışık tutmasını diliyoruz.
KISALTMALAR
K.A.A., Korece Asıl Anlamı.
KAYNAKLAR
Aksan, Doğan.(1987). Türkçenin Gücü. Ankara:Türkiye İş Bankası Kültür
Yayınlan.
Aksoy, Ö.Asım.(1994). Deyimler Sözlüğü.İstabul:İnkûap Kitabevi.
Bag, Gabsu.(1998). Genel Korecenin Yazı Şekli ve İfadeleri(
). Seul: Cimmundan Yayınevi.
Bag, Yongcun vd.(1995). Deyimler Sözlüğü( '). Seul: Dehaksa
Yayınevi.
Dergah Yayınları.(1982). Deyimler Sözlüğü, Dergah Yayınevi.
Gang, Ügyu.(1998). Korece Deyimlerle İlgili Araştırma(
). Busan: Secong Yayınevi.
İ, Gimun.(1997). Yeni Korece Sözlük( ). Seul: Dusan Donga
Yayınevi.
İ, İksop vd.(1997). Kore Dili( ). Seul: Shingu Munhvvasa
Yayınevi.
Poppe, N.(1965). Introduction at Altaic Linguistics. Wiesbaden: Otto
Harrassowits Yayınevi.
Türközü, S.Göksel.(2003). "Dil ve Kültür Açısından Korece Eğitimi
Araştırması(' )" Korece
Eğitimi Enstitüsü Dergisi( ), Sayı 16, 5-39
Eski Korece’de Türkçe Ödünç Kelimeler
http://www.yesevi.edu.tr/bilig/biligTur/pdf/30/6.pdf dosyasının html sürümüdür.
G o o g l e taradığı belgelerin otomatik olarak html sürümlerini oluşturur.
G o o g l e taradığı belgelerin otomatik olarak html sürümlerini oluşturur.
Eski
Korece’de Türkçe Ödünç Kelimeler
Han-Woo Choi*
Özet: Korecede pek çok Altayca
ödünç kelime bulunmaktadır.
Bunların
esas olarak iki ayrı dönemde Koreceye girdikleri kabul edilmektedir. Korecedeki
Altayca kelimelerin çoğu 13. yüzyılın ortalarında, Koredeki Moğol egemenliği
döneminde ödünçlenmiştir.
Ayrıca Kore tarihinin daha erken dönemlerinde, ilk veya eski Korece döneminde de ödünçlenmiş çok sayıda Altayca kelime bulabiliriz.
Ayrıca Kore tarihinin daha erken dönemlerinde, ilk veya eski Korece döneminde de ödünçlenmiş çok sayıda Altayca kelime bulabiliriz.
Bu Altayca ödünç kelimelerin çoğunun Türkçe kökenli
olması ilginçtir.
Bu yazı eski Korecedeki Türkçe ödünç kelimelerle ilgilidir.
Bu yazı eski Korecedeki Türkçe ödünç kelimelerle ilgilidir.
Anahtar Kelimeler: Korece, Eski Korece,
Altayca, Ödünç kelime,
Kore-Türkiye
ilişkisi
Giriş
Korece
ile Türkçe arasında köklü bir genetik münasebetin söz konusu olduğu hakkında
bir çok görüş ileri sürülmüştür. Bu görüşler şöyle özetlenebilir:
Moğolca,
Türkçe ve Mançu-Tunguzca birbirine en yakın diller olarak bir Altay dil
ailesini oluşturmaktadır ve Korecenin de bu birliğe dahil edilebilme ihtimali
çok büyüktür.
Korece
konusuyla en çok ilgilenen Batılı bilim adamları Ramstedt ve Poppe olmuştur.
Bu
iki bilginin konuyla ilgili görüşleri arasında bazı farklılıklar vardır.
Ramstedt
Korece ile diğer Altay dilleri arasındaki genetik ilişkiden söz ederken
Koreceyi diğer Altay dilleri ile aynı ölçüde yakın bir dil saymıştır.
Fakat
onun öğrencisi Poppe, Korecenin Altay dil birliği içindeki yeri konusunda bazı
şüpheler taşır.
Ona
göre Korecenin bir Altay dili olma ihtimali yüksektir; ancak Korece bir Altay
dili ise Altay dil ailesinden, yani Proto-Altay dilinden en erken ayrılan dil
olmalıdır. Bundan dolayı Korece diğer Altay dillerinden biraz uzak kalmıştır.
Bu
konu hakkındaki benim görüşüm ise şudur: Korece kesin bir şekilde Altay dil
ailesine mensuptur ve Altay dilleri içinde en çok Türk diline yakındır.
Şimdiye
kadar yapılmış araştırmalar dışında, kendi araştırmalarımın sonucu olarak
Korece ile Türkçe arasında 180’e yakın yeni ortak kelime ve 90’a yakın ortak ek
bulunmuştur.
Üstelik
bu ortak unsurların çoğu yalnız Türkçe ile Korece arasında değil, Moğolca ve
Mançu-
Tunguzca
gibi diğer Altay dillerinde de mevcuttur.
Ortak
kelimeler bir yana bırakılırsa, çalışmalarımdan elde ettiğim ortak unsurlar
şunlardır:
İsim
yapma ekleri 37, fiil yapma ekleri 14, hal ekleri 9, zamirler 8, sıfat fiiller
5, zarf fiiller 12, çoğul ekleri 2. (Choi 1989).
Öte
yandan, Türkçe ile Korece arasında bir çok ödünç kelime de bulunmaktadır.
Türkçeden
Koreceye yapılmış ödünçlemeler iki ayrı tarihi dönemde meydana gelmiştir;
Birincisi ilk Kore devletlerinin teşkil edilmesi ve gelişmesi sıralarında, yani
aşağı yukarı MÖ 2. yüzyıldan önceki asırlarda, ikincisi ise MS 13. yüzyılda
Moğol İmparatorluğu’nun Kore’yi idare ettiği yıllarda Moğolca vasıtasıyla
gerçekleşmiştir.
Bu
makalede ilk Kore devletleri devrinde Türkçeden Koreceye geçmiş ödünç kelimeler
üzerinde duracağım.
Bilindiği
gibi milâttan önceki asırlarda Kore’nin ilk devleti olan Kocoson ile
Proto-Türkler olarak bilinen
Hunlar
arasında coğrafî ve kültürel açıdan oldukça sık münasebetler olmuştur. Bu iki
devlet ve bunlardan sonra kurulan devletler de bir Altay kavimler birliği
halinde Çin’e karşı savaşmışlardır.
Bu
sıralarda ve ondan önceki dönemlerde Korece ve Türkçe arasında hem kültürel hem
de söz varlığı anlamında ödünçlemeler olmuştur.
Kore
devletinin ilk devirlerinde Türkçeden Koreceye geçmiş kelimeler şunlardır:
(1) Ko. ori “ördek”: Orta Korecede orh ve orhi olarak iki şekli vardır. Bu
kelimedeki
/h/, epithesis ses olayı sonucu ilave edilmiş bir
ünsüzdür. Ayrıca
orhi şeklinin sonunda bulunan
/i/ ünlüsü Korecede sık görülen isimden isim
yapma
ekidir. Modern Korecesi ise ori şeklindedir. Öte yandan, bu kelime
Yakutçada
uzun ünlülü olarak o:r şeklinde bulunmaktadır. Eski
Uygurcada
ördek “ördek” kelimesi vardır
(Ligeti 1966: 190). Clauson (1977: 205), bu
kelimenin or- “yüksek yere çıkmak” fiili ile
isim yapma eki –dek gibi iki ayrı
morfemden
meydana gelmiş olduğunu iddia etmiştir. Fakat, bildiğimiz gibi
Türkçede –dek şeklinde bir isimden isim yapma
eki bulunmamaktadır. Bana
göre
bu, Türkçe ör ile bilinmeyen bir dilden geçmiş -dek kelimesinden oluş-
muş
ve hendiadion olarak kullanılmıştır.
(2) Ko. turumi “turna”: Bu kelime Eski Türkçeden Koreceye
geçmiştir. Eski
Türkçede turunya, Orta Türkçede turna şeklindedir. Kıpçakça, Kumanca,
Osmanlıca
gibi tarihi Türk dillerinde de aynı şekilde geçmektedir. Azerice
ve
Türkmencede ise durna şeklindedir. Öte yandan, Yakutçada
bu kelime
turuya şeklindedir ve bu
Tunguzcaya da geçmiştir: Evk. turuya.
Bu kelime
Japonca
tarafından da turu şeklinde ödünçlenmiştir.
(3) Ko. bora “kar fırtınası”: Korecede bu kelime
yalnız nunbora “kar fırtına” (nun
“kar”)
kelimesinde bulunmaktadır. Bu kelime ilk defa Orhon Türkçesinde bor “kar
fırtınası,
şiddetli yağmur” şeklinde bulunmaktadır. Çağataycada borağan şeklindedir
ve
bu Moğolcadan geçmiştir. Bugünkü Türk lehçelerinde de bu kelime bulunmakta-
dır;
Trkm. bo:ran “id”leri., Kzk. boran “id”leri., Tuv. bora:n “id”leri., Tat. buran
“id”leri.
Fakat bunların hepsi Moğolcadan geçmiştir. Çok ilginçtir ki Anadolu
Türkçesinde bora şekli kullanılmaktadır ve bu şekil
Eski Türkçe bor şekline
paragoge ses olayıyla sonuna ünlü
ilave edilerek meydana gelmiştir. Öte yandan,
Anadolu
Türkçesinde Moğolcadan geçmiş boran şekli de bulunmaktadır. Bu kelime
Moğolca
ve Tunguzcada da bulunmaktadır; Mo. boroğan “yağmur”, Lam. burkun
“kar
fırtınası”, Evk. burkan “id”leri. Bu kelime Yakutçadan
Evenkiceye geçmiştir;
Yak. burxa:n “kar fırtınası”. Poppe’ye (1960:
21) göre Moğolca boroğan,
buruğan’dan gelişmiştir. Poppe bu kelimeyi Türkçe bur- fiili ile karşılaştırmış-
tır.
Fakat Poppe’nin bu görüşü yanlıştır, çünkü Kazakça ve Kırgızcada
Moğolcadan
geçmiş boran kelimesinin yanında bora- fiili bulunmaktadır. Bu
fiil,
isim isim bor ile isimden fiil yapma eki –a-’dan meydana gelmiştir.
(4) Ko. cokha “yeğen”: Bildiğim kadarıyla bu
kelime Moğolca ve Mançu-Tunguz
dillerinde
görünmemekte ve yalnız Orhon Türkçesinde çıqanşeklinde
bulunmaktadır.
(5) Ko. tonga “kuvvetli, kalın ve güçlü halat”: Bu yalnız tongacur “kuvvetli
halat”
kelimesinde görünmektedir. Eski ve Orta Türkçede tonga oldukça sık
görünmektedir.
Bu kelime Kaşgarlı Mahmud’un lugatında “kaplan”,
Clauson’a
(1972: 515) göre “kahraman”, İbnü Mühenna’ya göre ise “kuvvet-
li”
anlamındadır. Öte yandan bu kelime Çince kaynaklarda da d’ung-nga
olarak
geçmektedir. Bu kelime büyük ihtimalle Mançu-Tunguzca yoluyla
Koreceye
geçmiştir.
(6) Ko. w϶ri “iri köpek”: Bu kelime Kore’nin güney eyaletinde
kullanılmak-
tadır.
Bu Eski Türkçe böri “kurt” ile aynıdır ve Türkçeden
Koreceye geçmiş-
tir.
Yenisey Ostyak ve Rus dillerine de geçmiştir.
(7) Ko. toksuri “doğan”: Bu kelime dışında
Korecede “doğanın bir çeşidi”ni
ifade
eden ve suri ile yapılmış iki kelime daha
vardır: surimae (<*suri + mae
“doğan”)
ve surisae (< suri + sae “kuş”). Öte yandan, anlamı belli
olmayan
suri tek başına hiç
kullanılmamaktadır. Fakat bu örneklerden toksuri kelime-
sinin tok ve suri şeklinde iki kelimeden meydana
gelmiş olduğu anlaşılmak-
tadır.
Korece tok kelimesi Türkçe “doğan”
anlamındaki toğan (<*tok+kan)
kelimesinde
yaşamaktadır. Türkçe toğan kelimesi *tok ve kökeni belli olma-
yan *kan şeklinde iki kelimeden meydana
gelmiş ve hendiadion olarak kul-
lanılmıştır.
Türkçe *tok ise büyük ihtimalle proto veya
eski Türkçeden
Koreceye
geçmiştir.
(8) Ko. kåo “uyuyan kişiyi bastıran kötü ruh”: Bugünkü Korecede bu
kelime
kawi şeklindedir. Orta Türkçe
Oğuz diyalektinde “kötü ruha tutulmuş hal”
anlamında kowu ve kowuz şekli vardır. Kaşgarlı Mahmud’un
lugatinde bu
kelime
hakkında ilginç bir izah vardır; Kötü ruha tutulmuş adamdan kötü
ruhu
kovarken soğuk suyu adamın yüzüne döküp “kowu! kowu!” diye bağı-
rırlarmış.
Clauson (1972: 581) ve Dankoff’a (1985: 144) göre bu kelime
“kovmak”
anlamındaki Türkçe fiil kow-’dan
gelişmiştir. Fakat bu görüş pek
inandırıcı
değildir. Çünkü Türkçede fiilden isim yapma eki –u veya –uz nadir
görünmektedir
ve istisnasız olarak geçişli fiillerle kullanılmıştır. Bunun dı-
şında
semantik bakımdan da pek ilgili görünmemektedir. Bence iki ihtimal
vardır:
birincisi, isim olan kowu’ya
küçültme eki –ç gelmiş olması; ikincisi,
isim
olan kow ile “uçmak, yok olmak” anlamındaki uç- fiilinin beraber kul-
lanılmış
olması. İkincisi kow uç! “kötü ruh! yok ol!” anlamındadır.
Öte
yandan, Korece şekil kawi,
arkaik şekil kåw’e isimden
isim yapma eki –
i’nin eklenmesi ile sonradan gelişmiştir.
(9) Ko. tark “tavuk”: Bu Eski Uygurca ve Orta
Türkçe takığu “evcil kuş” ile
aynıdır.
Bu kelime tak ve –ğu şeklinde iki morfemden meydana
gelmiştir.
Clauson
(1972: 587), –ğu’nun Eski
Türkçe hayvan isimlerinde sık sık rastla-
nan –ğa ile aynı isim yapma eki olduğunu
söylemiştir: Trk. kaburğa “bay-
kuş”, torğa “tarla kuşu”. Fakat, bence –ğu’nun Çince bir ödünç kelime
olma-
sı
ihtimali büyüktür (Karl. 126). Türkçe takığu, takı ve ğu şeklindeki iki
kelimenin ikileme olarak yanyana kullanılmış
şeklidir. Eski Türkçe takı bi-
çimi,
/r/ ünsüzünün düşmesi ve sonda /ı/ sesi türemesiyle ortaya çıkmıştır..
Korecenin
şivelerinde /r/ düşmesiyle /tak/ şeklinde kullanılış yaygındır. Bu
kelime
Moğolcada da görünmektedir: Mo. takijan “piliç”. Bu kelime, tak
“tavuk”
ile dönüşümlü-aitlik eki –ijan’dan
oluşmuştur.
Korece tark kelimesinin Türkçeden Koreceye mi
yoksa Koreceden Türkçeye
mi
geçmiş olduğu belli değildir.
(10) Ko. satari “portatif merdiven”: Bu kelime “merdiven”
anlamındaki
Türkçe satu ile bağlantılıdır. Clauson (1972:
867) bu Türkçe kelimenin bi-
linmeyen
başka bir dilden ödünçleme olduğu ihtimalini ileri sürmüştür.
Korecede satari kelimesinin yanında aynı anlamda sataktari kelimesi vardır.
Korece satari ve sataktari aynı köktendir. Bu iki kelime
mukayese edilirse,
satari’nin birden fazla morfemden oluştuğu belli olmaktadır. Bence satari
kelimesi sata ve –ari olmak üzere iki morfemden meydana
gelmiştir. Burada
–ari bir küçültme eki olup
Korecede çok yaygın olarak kullanılmaktadır.
satak kelimesi ise sata ile isimden isim yapma eki –ak’tan oluşmuştur. İsim
yapma
eki –ak Korecede çok yaygın bir ektir.
(11) Ko. kut “(şamanizmde) kutluluk dilemek
için yapılan dini merasim”: Bu ke-
lime
şamanizm ile ilgili bir kelimedir ve Altay dillerinde yaygın bir şekilde kulla-
nılmaktadır.
Eski Türkçede “devlet, saadet, kutlama” anlamında kut vardır. Eski
Uygurcada,
fiil yapma eki ile yapılan qutğur-
“kut vermek, saadet vermek” ve
kutad- “kutlu olmak” da vardır.
Orta Türkçede “saadet, kutlama” anlamında yay-
gın
olarak kullanılmıştır. Moğolcada ise bu kelime iki heceli kutu şeklinde olup
“saadet;
kutsal” anlamındadır. Mançucada aynı anlamda xuturi şekli vardır ve
ayrıca
“kötü ruh” anlamında xutu da kullanılmaktadır.
Bu
kelimenin nasıl ödünçlenmiş olduğunu belirlemek kolay değildir. Fakat,
şekillere
ve anlamlara bakılırsa, Türkçeden Koreceye ve diğer dillere geçmiş
olması
ihtimali büyüktür. Korecedeki anlamı kutluluğu dilemek için şaman
merasimi
düzenlemek olup bu, Türkçedeki anlamına göre ikincildir.
(12) Ko. tul “dişi hayvan; yavru veya yumurta
veremeyen dişi”: Bu kelime yal-
nız
önek olarak kullanılmakta ve tek başına kullanılmamaktadır. Bu kelime
Türkçe
“dul kadın” anlamındaki tul kelimesinden ödünçlemedir: Uyg.,
MK,
Çağ. tul “dul”. Ramstedt (1935) bu Türkçe
kelimeyi Moğolcanın Kalmuk lehçe-
sine
ait tulğu “yalnız, yetim” ile
ilişkilendirmiştir.
(13) Ko. kor “maya, mayalı yemeklerde görünen
ve sertleşmiş kalıntı”: Korecede
bu
kelime tek başına kullanılmamakta, kormaçi (< *kor-maçi), korkaci (< *kor-
kaci), kormaci (<*kor-maci) gibi
kelimelerde görünmektedir. Bu kelimeye Orta
Türkçede
rastlanmaktadır: MK kor.
Bugünkü Türk lehçelerinden Türkmence ve
Kırgızcada
kullanılmaktadır: Trkm. gor,
Krg. kur.
(14) Ko. tuk “set, bent”: Bu kelime Eski ve Orta
Türkçede tuğ “dam, cover,
stopper”
(Dankoff 1985:198) şeklinde kullanılmıştır. Bunun dışında tuğla-
(<*tuğ-la-), tuğaq (<*tuğ-aq) gibi kelimeler
de vardır. Türkçe tuğ kelimesi tu-
fiiline
isimden fiil yapma eki –ğ’nin
eklenmesiyle yapılmış bir isimdir.
(15) Ko. tam “toprak ve taşlarla yapılmış
duvar”:
Bu kelime Eski ve Orta
Türkçede
çok yaygın kullanılmıştır: Orh., Uyg. tam id., MK tam id. Orta Türkçe
Çağatayca
ve Kumancada “çatı” anlamında, Osmanlıcada ise “çatı, bina, hapisha-
ne”
anlamındadır. Orta Türkçede bundan türemiş fiil de vardır: MK tamula- “set
ve
bent inşa ederek suyu korumak”. Türkçe tam kelimesi, tuk ile beraber çok erken
dönemde
Türkçeden Koreceye geçmiştir.
(16) tori “kahraman”: Bu kelime ilk defa eski
Korece kaynaklardan
Samgukyusa’da, ilk Kore devletlerinden biri olan Silla devletinin
kurucula-
rından
söz edilirken sobєltori şeklinde geçmektedir. Sobєltori, sobєr ve tori
olmak
üzere iki kelimeden oluşmuştur. Sobєl “başkent” anlamındadır; sonra
seul’e gelişmiştir. tori kelimesinin anlamına gelince, bu
Moğolistan’ın baş-
kenti
Ulan Bator’un adında geçmektedir. Burada ulan bir sıfat olup “kırmızı”
anlamına
gelir; bator ise Türkçe bagator ile aynıdır. bagator asli olarak
“kahraman”
anlamına gelir ve Doğu Türkistan’da, Miran ve Tunhuang’da
keşfedilen
ve Runik yazıyla yazılmış Eski Uygurca bir metinde görülmekte-
dir.
Bu kelime baga ve tor şeklinde iki kelimeden oluşmuştur. bağa Türkçe
baqa ile aynıdır. Çünkü /q/
> /ğ/ ses olayı Türkçede nadir olsa da görülmek-
tedir:
Uyg., MK buqa, Çağ. buğa, Kum. boğa. Eski Uygurca baqa “kara
kurbağa”,
Kıpçakça ve Osmanlıcada bağa şeklinde gelişmiştir.
Bağator ünvanı için kullanılan bağa kelimesinin hayvan isminden olması
pek
şaşırtıcı değildir. Çünkü, Eski Türkçede hayvan isminden gelme
ünvanlar
çoktur: Baqa Tarqan, Boqa Kağan, Böri Kağan, Sonkor Kağan, vb.
Bu
gibi geleneklerin eski totemizm ile ilgili olması gerekir.
Bağator’daki tor “general, kahraman” anlamındadır
ve bağator “kara kurbağa
general”
anlamı taşımaktadır. İlginçtir ki bu isim Kore halkbiliminde çok güçlü
bir
hayvan olarak tanınmıştır. Eskiden Koreliler güçlü erkek çocuklara “kara
kurbağa
general gibi çocuk” diye hitap ederlerdi. Çocuk oyunlarında da çocuk-
lar
oynarken “kara kurbağa bana yardım et!” diye bağırmaktadırlar. Gelenek
olarak
Kore’de tori “cesur erkek” anlamında
kullanılmıştır.
Öte
yandan, tori kelimesinin son ünlüsü olan /i/
Korecede çok yaygın olan
bir
isimden isim yapma ekidir.
(17) kakkan “Silla devletinin bir ünvanı”: Eski Kore
devletlerinden Kogurye’de
“ulu
hükümdar” anlamında kaxan ünvanı kullanılmıştır (Lee B.D.
1985: 12).
Bu,
Silla ünvanı kakkan ile aynıdır. Bu Eski Türkçe ünvan qaqan ile de aynıdır.
Öte
yandan Eski Korecede qan bir “hükümdar” ünvanının yanında
bir de qa
“yerel
hükümdar” ünvanı kullanılmıştır. Bu, Türkçe qağan’ın qa ve qan şeklin-
de
iki ünvandan oluştuğunu göstermektedir.
Moğolcada
bu kelime qan (<*qan <*qān <*qa’an <*qağan <*qaqan) ol-
muştur.
Öte yandan, Ön-Türkçe Tabgaç (Topa) dili ve Eski Türkçede kulla-
nılan qağan Altay dilleri dışında Farsça,
Tibetçe, Ural dilleri ve Hint-Avrupa
dillerine
de geçmiştir (Doerfer IV, 1161).
(18) Ko. kam “Silla devletinin bir ünvanı”: Silla ünvanlarında
büyük kam,
küçük kam, küçük kardeş kam gibi ünvanlar kullanılmıştır. Bu
kelime şaman
anlamındaki
Türkçe kam kelimesiyle aynıdır. (Ramstedt
1949: 90, Lee B.D.
1985:
610): Uyg. qam “sorcer”, MK qam id., Çağ. qam “physician, healer, wise
man”
(Clauson 1972: 625). Orta Türkçede kam kelimesi fiil yapma eki ile de
kullanılmıştır: kamla- “şifacı olarak çalışmak”. Eski
devirde şamanların yalnız
dini
işlerde bulunmayıp politik işlerde de faaliyet gösterdiğini iyi biliyoruz.
Kumancada kam “kadın şaman” için kullanılmıştır.
Ramstedt’in (1951:51) bu
Korece
kelimeyi Çinceden ödünçleme olarak görmesi yanlıştır.
Yukarıda
erken dönemde Türkçeden Koreceye geçmiş ödünç kelimelerden
bazıları
gösterilmiştir. Bunun dışında Türkçeden gelmiş daha pek çok ödünç-
leme
mevcuttur. Tabii ki bazı kelimeler ne Türkçe, ne de Korecedir; kökü
belli
olmayanlar da bulunmaktadır.
Bunların
ne zaman Koreceye geçtiği hakkında kesin bir şey söylemek müm-
kün
değildir, fakat bunların büyük kısmının tahminen Proto- veya Ön-Türkçe
döneminde,
diğerlerinin ise Eski Türkçe döneminde olması ihtimali büyük-
tür.
Bilindiği gibi ilk Kore devleti olan Kocoson ile Proto-Türkler olarak tah-
min
edilen Hyung-nu’lar arasında oldukça sıkı münasebetler olduğu hakkında
kanıtlar
çoktur. Bunun yanında Kocoson’dan sonraki Kore devletlerinden Puye ve
Kogurye
de Mançu bögesinde olup kuzey ve kuzey batısında bulunan Ön veya
Eski
Türkler ile sürekli münasebetleri olmuştur. Japon Türkoloğu Mori’nin Orhon
abidelerinde
sözü edilen “bökli” ile, bu Kore kavimlerinden bahsedilmekte olduğu
şeklindeki
görüşü doğrudur.
Gerçekten
de Hyung-nu’lar ve Göktürkler, sırasıyla önce Kocoson ile, sonra ise
Kogurye
ile askeri müttefik halinde Çin’e karşı direnmiş ve savaşmışlardır. MS
9.
yüzyıldan sonra Asya kıtasının kuzey-doğusunda Çin’in güçlü bir hakimiyet
kurmasıyla
Koreliler ve Türkler arasındaki münasebetler tamamen kopmuştur.
Kaynakça:
Choi,
H.W. (1989), Türkçe ile Korecenin Karşılaştırmalı Morfolojisi. Yayımlanma-
mış
Doktora tezi, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara
Choi,
H.W. (1992), “Notes on Some Ancient Korean Titles”, Central Asiatic
Journal,
Vol. 36:1-2
Clauson,
G. (1972), An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century. Oxford.
Dankoff,
Robert (1985). Mahmûd Kaşgârî, Compendium of The Turkic Dialects (Di-
vâni
Lugat at Turk) Part III., Edited and Translated with intruduction and
indices
by Robert Dankoff in collaboration with James Kelly. Washington,
D.C.
Doerfer,
G.(1975), Türkische und mongolische Elemente im neupersischen.IV.
Wiesbaden.
Karlgren,
Bernhard (1923). Analytic Dictionary of Chinese and Sino-Japanese.
Librairie
Orientaliste Paul Geuthner. Paris
Lee,
B.D. (1985), Hanguk Kodaesa Yongu. Seoul.
Ramstedt,
G. J. (1935), Studies in Korean Etymology. Helsinki
Turkish Loan
Words in Ancient Korean
Han-Woo Choi*
Abstract: In the Korean language,
a lot of Altaic loan words are
found.
These are supposed to have been borrowed into Korean
mainly
in two different periods. Most of the Altaic loan words
were
borrowed into Korean during the Mongolian rule of Korea in
the
middle of the 13th century AD. In addition to these, we can
find
considerable number of Altaic loan words, which was passed
into
Proto or Ancient Korean in the earlier periods of Korean
history.
It is very interesting that most of these Altaic loan words
are
of Turkic origins. This paper deals with some Turkic loan
words
in Ancient Korean.
Key Words: Korean, Ancient Korean,
Altaic, Loan word, Korea-
Turkey
relations
*
Handong University / SOUTH-KOREA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)