http://www.yesevi.edu.tr/bilig/biligTur/pdf/30/6.pdf dosyasının html sürümüdür.
G o o g l e taradığı belgelerin otomatik olarak html sürümlerini oluşturur.
G o o g l e taradığı belgelerin otomatik olarak html sürümlerini oluşturur.
Eski
Korece’de Türkçe Ödünç Kelimeler
Han-Woo Choi*
Özet: Korecede pek çok Altayca
ödünç kelime bulunmaktadır.
Bunların
esas olarak iki ayrı dönemde Koreceye girdikleri kabul edilmektedir. Korecedeki
Altayca kelimelerin çoğu 13. yüzyılın ortalarında, Koredeki Moğol egemenliği
döneminde ödünçlenmiştir.
Ayrıca Kore tarihinin daha erken dönemlerinde, ilk veya eski Korece döneminde de ödünçlenmiş çok sayıda Altayca kelime bulabiliriz.
Ayrıca Kore tarihinin daha erken dönemlerinde, ilk veya eski Korece döneminde de ödünçlenmiş çok sayıda Altayca kelime bulabiliriz.
Bu Altayca ödünç kelimelerin çoğunun Türkçe kökenli
olması ilginçtir.
Bu yazı eski Korecedeki Türkçe ödünç kelimelerle ilgilidir.
Bu yazı eski Korecedeki Türkçe ödünç kelimelerle ilgilidir.
Anahtar Kelimeler: Korece, Eski Korece,
Altayca, Ödünç kelime,
Kore-Türkiye
ilişkisi
Giriş
Korece
ile Türkçe arasında köklü bir genetik münasebetin söz konusu olduğu hakkında
bir çok görüş ileri sürülmüştür. Bu görüşler şöyle özetlenebilir:
Moğolca,
Türkçe ve Mançu-Tunguzca birbirine en yakın diller olarak bir Altay dil
ailesini oluşturmaktadır ve Korecenin de bu birliğe dahil edilebilme ihtimali
çok büyüktür.
Korece
konusuyla en çok ilgilenen Batılı bilim adamları Ramstedt ve Poppe olmuştur.
Bu
iki bilginin konuyla ilgili görüşleri arasında bazı farklılıklar vardır.
Ramstedt
Korece ile diğer Altay dilleri arasındaki genetik ilişkiden söz ederken
Koreceyi diğer Altay dilleri ile aynı ölçüde yakın bir dil saymıştır.
Fakat
onun öğrencisi Poppe, Korecenin Altay dil birliği içindeki yeri konusunda bazı
şüpheler taşır.
Ona
göre Korecenin bir Altay dili olma ihtimali yüksektir; ancak Korece bir Altay
dili ise Altay dil ailesinden, yani Proto-Altay dilinden en erken ayrılan dil
olmalıdır. Bundan dolayı Korece diğer Altay dillerinden biraz uzak kalmıştır.
Bu
konu hakkındaki benim görüşüm ise şudur: Korece kesin bir şekilde Altay dil
ailesine mensuptur ve Altay dilleri içinde en çok Türk diline yakındır.
Şimdiye
kadar yapılmış araştırmalar dışında, kendi araştırmalarımın sonucu olarak
Korece ile Türkçe arasında 180’e yakın yeni ortak kelime ve 90’a yakın ortak ek
bulunmuştur.
Üstelik
bu ortak unsurların çoğu yalnız Türkçe ile Korece arasında değil, Moğolca ve
Mançu-
Tunguzca
gibi diğer Altay dillerinde de mevcuttur.
Ortak
kelimeler bir yana bırakılırsa, çalışmalarımdan elde ettiğim ortak unsurlar
şunlardır:
İsim
yapma ekleri 37, fiil yapma ekleri 14, hal ekleri 9, zamirler 8, sıfat fiiller
5, zarf fiiller 12, çoğul ekleri 2. (Choi 1989).
Öte
yandan, Türkçe ile Korece arasında bir çok ödünç kelime de bulunmaktadır.
Türkçeden
Koreceye yapılmış ödünçlemeler iki ayrı tarihi dönemde meydana gelmiştir;
Birincisi ilk Kore devletlerinin teşkil edilmesi ve gelişmesi sıralarında, yani
aşağı yukarı MÖ 2. yüzyıldan önceki asırlarda, ikincisi ise MS 13. yüzyılda
Moğol İmparatorluğu’nun Kore’yi idare ettiği yıllarda Moğolca vasıtasıyla
gerçekleşmiştir.
Bu
makalede ilk Kore devletleri devrinde Türkçeden Koreceye geçmiş ödünç kelimeler
üzerinde duracağım.
Bilindiği
gibi milâttan önceki asırlarda Kore’nin ilk devleti olan Kocoson ile
Proto-Türkler olarak bilinen
Hunlar
arasında coğrafî ve kültürel açıdan oldukça sık münasebetler olmuştur. Bu iki
devlet ve bunlardan sonra kurulan devletler de bir Altay kavimler birliği
halinde Çin’e karşı savaşmışlardır.
Bu
sıralarda ve ondan önceki dönemlerde Korece ve Türkçe arasında hem kültürel hem
de söz varlığı anlamında ödünçlemeler olmuştur.
Kore
devletinin ilk devirlerinde Türkçeden Koreceye geçmiş kelimeler şunlardır:
(1) Ko. ori “ördek”: Orta Korecede orh ve orhi olarak iki şekli vardır. Bu
kelimedeki
/h/, epithesis ses olayı sonucu ilave edilmiş bir
ünsüzdür. Ayrıca
orhi şeklinin sonunda bulunan
/i/ ünlüsü Korecede sık görülen isimden isim
yapma
ekidir. Modern Korecesi ise ori şeklindedir. Öte yandan, bu kelime
Yakutçada
uzun ünlülü olarak o:r şeklinde bulunmaktadır. Eski
Uygurcada
ördek “ördek” kelimesi vardır
(Ligeti 1966: 190). Clauson (1977: 205), bu
kelimenin or- “yüksek yere çıkmak” fiili ile
isim yapma eki –dek gibi iki ayrı
morfemden
meydana gelmiş olduğunu iddia etmiştir. Fakat, bildiğimiz gibi
Türkçede –dek şeklinde bir isimden isim yapma
eki bulunmamaktadır. Bana
göre
bu, Türkçe ör ile bilinmeyen bir dilden geçmiş -dek kelimesinden oluş-
muş
ve hendiadion olarak kullanılmıştır.
(2) Ko. turumi “turna”: Bu kelime Eski Türkçeden Koreceye
geçmiştir. Eski
Türkçede turunya, Orta Türkçede turna şeklindedir. Kıpçakça, Kumanca,
Osmanlıca
gibi tarihi Türk dillerinde de aynı şekilde geçmektedir. Azerice
ve
Türkmencede ise durna şeklindedir. Öte yandan, Yakutçada
bu kelime
turuya şeklindedir ve bu
Tunguzcaya da geçmiştir: Evk. turuya.
Bu kelime
Japonca
tarafından da turu şeklinde ödünçlenmiştir.
(3) Ko. bora “kar fırtınası”: Korecede bu kelime
yalnız nunbora “kar fırtına” (nun
“kar”)
kelimesinde bulunmaktadır. Bu kelime ilk defa Orhon Türkçesinde bor “kar
fırtınası,
şiddetli yağmur” şeklinde bulunmaktadır. Çağataycada borağan şeklindedir
ve
bu Moğolcadan geçmiştir. Bugünkü Türk lehçelerinde de bu kelime bulunmakta-
dır;
Trkm. bo:ran “id”leri., Kzk. boran “id”leri., Tuv. bora:n “id”leri., Tat. buran
“id”leri.
Fakat bunların hepsi Moğolcadan geçmiştir. Çok ilginçtir ki Anadolu
Türkçesinde bora şekli kullanılmaktadır ve bu şekil
Eski Türkçe bor şekline
paragoge ses olayıyla sonuna ünlü
ilave edilerek meydana gelmiştir. Öte yandan,
Anadolu
Türkçesinde Moğolcadan geçmiş boran şekli de bulunmaktadır. Bu kelime
Moğolca
ve Tunguzcada da bulunmaktadır; Mo. boroğan “yağmur”, Lam. burkun
“kar
fırtınası”, Evk. burkan “id”leri. Bu kelime Yakutçadan
Evenkiceye geçmiştir;
Yak. burxa:n “kar fırtınası”. Poppe’ye (1960:
21) göre Moğolca boroğan,
buruğan’dan gelişmiştir. Poppe bu kelimeyi Türkçe bur- fiili ile karşılaştırmış-
tır.
Fakat Poppe’nin bu görüşü yanlıştır, çünkü Kazakça ve Kırgızcada
Moğolcadan
geçmiş boran kelimesinin yanında bora- fiili bulunmaktadır. Bu
fiil,
isim isim bor ile isimden fiil yapma eki –a-’dan meydana gelmiştir.
(4) Ko. cokha “yeğen”: Bildiğim kadarıyla bu
kelime Moğolca ve Mançu-Tunguz
dillerinde
görünmemekte ve yalnız Orhon Türkçesinde çıqanşeklinde
bulunmaktadır.
(5) Ko. tonga “kuvvetli, kalın ve güçlü halat”: Bu yalnız tongacur “kuvvetli
halat”
kelimesinde görünmektedir. Eski ve Orta Türkçede tonga oldukça sık
görünmektedir.
Bu kelime Kaşgarlı Mahmud’un lugatında “kaplan”,
Clauson’a
(1972: 515) göre “kahraman”, İbnü Mühenna’ya göre ise “kuvvet-
li”
anlamındadır. Öte yandan bu kelime Çince kaynaklarda da d’ung-nga
olarak
geçmektedir. Bu kelime büyük ihtimalle Mançu-Tunguzca yoluyla
Koreceye
geçmiştir.
(6) Ko. w϶ri “iri köpek”: Bu kelime Kore’nin güney eyaletinde
kullanılmak-
tadır.
Bu Eski Türkçe böri “kurt” ile aynıdır ve Türkçeden
Koreceye geçmiş-
tir.
Yenisey Ostyak ve Rus dillerine de geçmiştir.
(7) Ko. toksuri “doğan”: Bu kelime dışında
Korecede “doğanın bir çeşidi”ni
ifade
eden ve suri ile yapılmış iki kelime daha
vardır: surimae (<*suri + mae
“doğan”)
ve surisae (< suri + sae “kuş”). Öte yandan, anlamı belli
olmayan
suri tek başına hiç
kullanılmamaktadır. Fakat bu örneklerden toksuri kelime-
sinin tok ve suri şeklinde iki kelimeden meydana
gelmiş olduğu anlaşılmak-
tadır.
Korece tok kelimesi Türkçe “doğan”
anlamındaki toğan (<*tok+kan)
kelimesinde
yaşamaktadır. Türkçe toğan kelimesi *tok ve kökeni belli olma-
yan *kan şeklinde iki kelimeden meydana
gelmiş ve hendiadion olarak kul-
lanılmıştır.
Türkçe *tok ise büyük ihtimalle proto veya
eski Türkçeden
Koreceye
geçmiştir.
(8) Ko. kåo “uyuyan kişiyi bastıran kötü ruh”: Bugünkü Korecede bu
kelime
kawi şeklindedir. Orta Türkçe
Oğuz diyalektinde “kötü ruha tutulmuş hal”
anlamında kowu ve kowuz şekli vardır. Kaşgarlı Mahmud’un
lugatinde bu
kelime
hakkında ilginç bir izah vardır; Kötü ruha tutulmuş adamdan kötü
ruhu
kovarken soğuk suyu adamın yüzüne döküp “kowu! kowu!” diye bağı-
rırlarmış.
Clauson (1972: 581) ve Dankoff’a (1985: 144) göre bu kelime
“kovmak”
anlamındaki Türkçe fiil kow-’dan
gelişmiştir. Fakat bu görüş pek
inandırıcı
değildir. Çünkü Türkçede fiilden isim yapma eki –u veya –uz nadir
görünmektedir
ve istisnasız olarak geçişli fiillerle kullanılmıştır. Bunun dı-
şında
semantik bakımdan da pek ilgili görünmemektedir. Bence iki ihtimal
vardır:
birincisi, isim olan kowu’ya
küçültme eki –ç gelmiş olması; ikincisi,
isim
olan kow ile “uçmak, yok olmak” anlamındaki uç- fiilinin beraber kul-
lanılmış
olması. İkincisi kow uç! “kötü ruh! yok ol!” anlamındadır.
Öte
yandan, Korece şekil kawi,
arkaik şekil kåw’e isimden
isim yapma eki –
i’nin eklenmesi ile sonradan gelişmiştir.
(9) Ko. tark “tavuk”: Bu Eski Uygurca ve Orta
Türkçe takığu “evcil kuş” ile
aynıdır.
Bu kelime tak ve –ğu şeklinde iki morfemden meydana
gelmiştir.
Clauson
(1972: 587), –ğu’nun Eski
Türkçe hayvan isimlerinde sık sık rastla-
nan –ğa ile aynı isim yapma eki olduğunu
söylemiştir: Trk. kaburğa “bay-
kuş”, torğa “tarla kuşu”. Fakat, bence –ğu’nun Çince bir ödünç kelime
olma-
sı
ihtimali büyüktür (Karl. 126). Türkçe takığu, takı ve ğu şeklindeki iki
kelimenin ikileme olarak yanyana kullanılmış
şeklidir. Eski Türkçe takı bi-
çimi,
/r/ ünsüzünün düşmesi ve sonda /ı/ sesi türemesiyle ortaya çıkmıştır..
Korecenin
şivelerinde /r/ düşmesiyle /tak/ şeklinde kullanılış yaygındır. Bu
kelime
Moğolcada da görünmektedir: Mo. takijan “piliç”. Bu kelime, tak
“tavuk”
ile dönüşümlü-aitlik eki –ijan’dan
oluşmuştur.
Korece tark kelimesinin Türkçeden Koreceye mi
yoksa Koreceden Türkçeye
mi
geçmiş olduğu belli değildir.
(10) Ko. satari “portatif merdiven”: Bu kelime “merdiven”
anlamındaki
Türkçe satu ile bağlantılıdır. Clauson (1972:
867) bu Türkçe kelimenin bi-
linmeyen
başka bir dilden ödünçleme olduğu ihtimalini ileri sürmüştür.
Korecede satari kelimesinin yanında aynı anlamda sataktari kelimesi vardır.
Korece satari ve sataktari aynı köktendir. Bu iki kelime
mukayese edilirse,
satari’nin birden fazla morfemden oluştuğu belli olmaktadır. Bence satari
kelimesi sata ve –ari olmak üzere iki morfemden meydana
gelmiştir. Burada
–ari bir küçültme eki olup
Korecede çok yaygın olarak kullanılmaktadır.
satak kelimesi ise sata ile isimden isim yapma eki –ak’tan oluşmuştur. İsim
yapma
eki –ak Korecede çok yaygın bir ektir.
(11) Ko. kut “(şamanizmde) kutluluk dilemek
için yapılan dini merasim”: Bu ke-
lime
şamanizm ile ilgili bir kelimedir ve Altay dillerinde yaygın bir şekilde kulla-
nılmaktadır.
Eski Türkçede “devlet, saadet, kutlama” anlamında kut vardır. Eski
Uygurcada,
fiil yapma eki ile yapılan qutğur-
“kut vermek, saadet vermek” ve
kutad- “kutlu olmak” da vardır.
Orta Türkçede “saadet, kutlama” anlamında yay-
gın
olarak kullanılmıştır. Moğolcada ise bu kelime iki heceli kutu şeklinde olup
“saadet;
kutsal” anlamındadır. Mançucada aynı anlamda xuturi şekli vardır ve
ayrıca
“kötü ruh” anlamında xutu da kullanılmaktadır.
Bu
kelimenin nasıl ödünçlenmiş olduğunu belirlemek kolay değildir. Fakat,
şekillere
ve anlamlara bakılırsa, Türkçeden Koreceye ve diğer dillere geçmiş
olması
ihtimali büyüktür. Korecedeki anlamı kutluluğu dilemek için şaman
merasimi
düzenlemek olup bu, Türkçedeki anlamına göre ikincildir.
(12) Ko. tul “dişi hayvan; yavru veya yumurta
veremeyen dişi”: Bu kelime yal-
nız
önek olarak kullanılmakta ve tek başına kullanılmamaktadır. Bu kelime
Türkçe
“dul kadın” anlamındaki tul kelimesinden ödünçlemedir: Uyg.,
MK,
Çağ. tul “dul”. Ramstedt (1935) bu Türkçe
kelimeyi Moğolcanın Kalmuk lehçe-
sine
ait tulğu “yalnız, yetim” ile
ilişkilendirmiştir.
(13) Ko. kor “maya, mayalı yemeklerde görünen
ve sertleşmiş kalıntı”: Korecede
bu
kelime tek başına kullanılmamakta, kormaçi (< *kor-maçi), korkaci (< *kor-
kaci), kormaci (<*kor-maci) gibi
kelimelerde görünmektedir. Bu kelimeye Orta
Türkçede
rastlanmaktadır: MK kor.
Bugünkü Türk lehçelerinden Türkmence ve
Kırgızcada
kullanılmaktadır: Trkm. gor,
Krg. kur.
(14) Ko. tuk “set, bent”: Bu kelime Eski ve Orta
Türkçede tuğ “dam, cover,
stopper”
(Dankoff 1985:198) şeklinde kullanılmıştır. Bunun dışında tuğla-
(<*tuğ-la-), tuğaq (<*tuğ-aq) gibi kelimeler
de vardır. Türkçe tuğ kelimesi tu-
fiiline
isimden fiil yapma eki –ğ’nin
eklenmesiyle yapılmış bir isimdir.
(15) Ko. tam “toprak ve taşlarla yapılmış
duvar”:
Bu kelime Eski ve Orta
Türkçede
çok yaygın kullanılmıştır: Orh., Uyg. tam id., MK tam id. Orta Türkçe
Çağatayca
ve Kumancada “çatı” anlamında, Osmanlıcada ise “çatı, bina, hapisha-
ne”
anlamındadır. Orta Türkçede bundan türemiş fiil de vardır: MK tamula- “set
ve
bent inşa ederek suyu korumak”. Türkçe tam kelimesi, tuk ile beraber çok erken
dönemde
Türkçeden Koreceye geçmiştir.
(16) tori “kahraman”: Bu kelime ilk defa eski
Korece kaynaklardan
Samgukyusa’da, ilk Kore devletlerinden biri olan Silla devletinin
kurucula-
rından
söz edilirken sobєltori şeklinde geçmektedir. Sobєltori, sobєr ve tori
olmak
üzere iki kelimeden oluşmuştur. Sobєl “başkent” anlamındadır; sonra
seul’e gelişmiştir. tori kelimesinin anlamına gelince, bu
Moğolistan’ın baş-
kenti
Ulan Bator’un adında geçmektedir. Burada ulan bir sıfat olup “kırmızı”
anlamına
gelir; bator ise Türkçe bagator ile aynıdır. bagator asli olarak
“kahraman”
anlamına gelir ve Doğu Türkistan’da, Miran ve Tunhuang’da
keşfedilen
ve Runik yazıyla yazılmış Eski Uygurca bir metinde görülmekte-
dir.
Bu kelime baga ve tor şeklinde iki kelimeden oluşmuştur. bağa Türkçe
baqa ile aynıdır. Çünkü /q/
> /ğ/ ses olayı Türkçede nadir olsa da görülmek-
tedir:
Uyg., MK buqa, Çağ. buğa, Kum. boğa. Eski Uygurca baqa “kara
kurbağa”,
Kıpçakça ve Osmanlıcada bağa şeklinde gelişmiştir.
Bağator ünvanı için kullanılan bağa kelimesinin hayvan isminden olması
pek
şaşırtıcı değildir. Çünkü, Eski Türkçede hayvan isminden gelme
ünvanlar
çoktur: Baqa Tarqan, Boqa Kağan, Böri Kağan, Sonkor Kağan, vb.
Bu
gibi geleneklerin eski totemizm ile ilgili olması gerekir.
Bağator’daki tor “general, kahraman” anlamındadır
ve bağator “kara kurbağa
general”
anlamı taşımaktadır. İlginçtir ki bu isim Kore halkbiliminde çok güçlü
bir
hayvan olarak tanınmıştır. Eskiden Koreliler güçlü erkek çocuklara “kara
kurbağa
general gibi çocuk” diye hitap ederlerdi. Çocuk oyunlarında da çocuk-
lar
oynarken “kara kurbağa bana yardım et!” diye bağırmaktadırlar. Gelenek
olarak
Kore’de tori “cesur erkek” anlamında
kullanılmıştır.
Öte
yandan, tori kelimesinin son ünlüsü olan /i/
Korecede çok yaygın olan
bir
isimden isim yapma ekidir.
(17) kakkan “Silla devletinin bir ünvanı”: Eski Kore
devletlerinden Kogurye’de
“ulu
hükümdar” anlamında kaxan ünvanı kullanılmıştır (Lee B.D.
1985: 12).
Bu,
Silla ünvanı kakkan ile aynıdır. Bu Eski Türkçe ünvan qaqan ile de aynıdır.
Öte
yandan Eski Korecede qan bir “hükümdar” ünvanının yanında
bir de qa
“yerel
hükümdar” ünvanı kullanılmıştır. Bu, Türkçe qağan’ın qa ve qan şeklin-
de
iki ünvandan oluştuğunu göstermektedir.
Moğolcada
bu kelime qan (<*qan <*qān <*qa’an <*qağan <*qaqan) ol-
muştur.
Öte yandan, Ön-Türkçe Tabgaç (Topa) dili ve Eski Türkçede kulla-
nılan qağan Altay dilleri dışında Farsça,
Tibetçe, Ural dilleri ve Hint-Avrupa
dillerine
de geçmiştir (Doerfer IV, 1161).
(18) Ko. kam “Silla devletinin bir ünvanı”: Silla ünvanlarında
büyük kam,
küçük kam, küçük kardeş kam gibi ünvanlar kullanılmıştır. Bu
kelime şaman
anlamındaki
Türkçe kam kelimesiyle aynıdır. (Ramstedt
1949: 90, Lee B.D.
1985:
610): Uyg. qam “sorcer”, MK qam id., Çağ. qam “physician, healer, wise
man”
(Clauson 1972: 625). Orta Türkçede kam kelimesi fiil yapma eki ile de
kullanılmıştır: kamla- “şifacı olarak çalışmak”. Eski
devirde şamanların yalnız
dini
işlerde bulunmayıp politik işlerde de faaliyet gösterdiğini iyi biliyoruz.
Kumancada kam “kadın şaman” için kullanılmıştır.
Ramstedt’in (1951:51) bu
Korece
kelimeyi Çinceden ödünçleme olarak görmesi yanlıştır.
Yukarıda
erken dönemde Türkçeden Koreceye geçmiş ödünç kelimelerden
bazıları
gösterilmiştir. Bunun dışında Türkçeden gelmiş daha pek çok ödünç-
leme
mevcuttur. Tabii ki bazı kelimeler ne Türkçe, ne de Korecedir; kökü
belli
olmayanlar da bulunmaktadır.
Bunların
ne zaman Koreceye geçtiği hakkında kesin bir şey söylemek müm-
kün
değildir, fakat bunların büyük kısmının tahminen Proto- veya Ön-Türkçe
döneminde,
diğerlerinin ise Eski Türkçe döneminde olması ihtimali büyük-
tür.
Bilindiği gibi ilk Kore devleti olan Kocoson ile Proto-Türkler olarak tah-
min
edilen Hyung-nu’lar arasında oldukça sıkı münasebetler olduğu hakkında
kanıtlar
çoktur. Bunun yanında Kocoson’dan sonraki Kore devletlerinden Puye ve
Kogurye
de Mançu bögesinde olup kuzey ve kuzey batısında bulunan Ön veya
Eski
Türkler ile sürekli münasebetleri olmuştur. Japon Türkoloğu Mori’nin Orhon
abidelerinde
sözü edilen “bökli” ile, bu Kore kavimlerinden bahsedilmekte olduğu
şeklindeki
görüşü doğrudur.
Gerçekten
de Hyung-nu’lar ve Göktürkler, sırasıyla önce Kocoson ile, sonra ise
Kogurye
ile askeri müttefik halinde Çin’e karşı direnmiş ve savaşmışlardır. MS
9.
yüzyıldan sonra Asya kıtasının kuzey-doğusunda Çin’in güçlü bir hakimiyet
kurmasıyla
Koreliler ve Türkler arasındaki münasebetler tamamen kopmuştur.
Kaynakça:
Choi,
H.W. (1989), Türkçe ile Korecenin Karşılaştırmalı Morfolojisi. Yayımlanma-
mış
Doktora tezi, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara
Choi,
H.W. (1992), “Notes on Some Ancient Korean Titles”, Central Asiatic
Journal,
Vol. 36:1-2
Clauson,
G. (1972), An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century. Oxford.
Dankoff,
Robert (1985). Mahmûd Kaşgârî, Compendium of The Turkic Dialects (Di-
vâni
Lugat at Turk) Part III., Edited and Translated with intruduction and
indices
by Robert Dankoff in collaboration with James Kelly. Washington,
D.C.
Doerfer,
G.(1975), Türkische und mongolische Elemente im neupersischen.IV.
Wiesbaden.
Karlgren,
Bernhard (1923). Analytic Dictionary of Chinese and Sino-Japanese.
Librairie
Orientaliste Paul Geuthner. Paris
Lee,
B.D. (1985), Hanguk Kodaesa Yongu. Seoul.
Ramstedt,
G. J. (1935), Studies in Korean Etymology. Helsinki
Turkish Loan
Words in Ancient Korean
Han-Woo Choi*
Abstract: In the Korean language,
a lot of Altaic loan words are
found.
These are supposed to have been borrowed into Korean
mainly
in two different periods. Most of the Altaic loan words
were
borrowed into Korean during the Mongolian rule of Korea in
the
middle of the 13th century AD. In addition to these, we can
find
considerable number of Altaic loan words, which was passed
into
Proto or Ancient Korean in the earlier periods of Korean
history.
It is very interesting that most of these Altaic loan words
are
of Turkic origins. This paper deals with some Turkic loan
words
in Ancient Korean.
Key Words: Korean, Ancient Korean,
Altaic, Loan word, Korea-
Turkey
relations
*
Handong University / SOUTH-KOREA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder